Hayır diyememe gün içerisinde yaşaması oldukça muhtemel olan yaygın bir problemdir. Özellikle karşımızdaki kişi yakın ilişkilerimizin olduğu biriyse hayır demek daha da zorlaşabilir. Bazen istemediğin türden isteklerle karşılaşınca bunlara hayır demekte zorlanıyor olabilirsin. Eğer hayır dersen karşı tarafın kırılacağını , sana karşı eskisi gibi davranmayacağını ya da eskisi kadar sevmeyeceğini düşünüyor olabilirsin fakat sana böyle“HAYIR DE!” yazısının devamını oku
Etiket arşivleri: Edebiyat
PSİKOHORMON
Hormonların birçok etkiye sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. Vücudumuzda yavaş salınıp iç dengemizi sağlıyor. Bedenin homeostaz halinin temel yapıtaşıdır. Aşırı ya da yetersiz salgılandığında tüm dengemizi alt üst edebilen vücudumuzun sıvı dengesini, kan basıncını, şeker, yağ ve kemik metabolizmasını düzenlemekle birlikte; büyüme ve gelişmeyi sağlamaktadır. Üremeyi de desteklemektedir. Hormonlarımıza sadece metabolizmamızın düzenli işleyebilmesi ve organlarımızın fonksiyonlarını“PSİKOHORMON” yazısının devamını oku
KIZLAR, ÖPMEYİN O KURBAĞAYI!
Biz kızlar, kendimizi prenses sanarak büyürüz. Kendi beyaz atlı prensimizi beklerken nice çirkin kurbağaları yakışıklı prenslere dönüştürmüşlüğümüz vardır. Büyüdüğümüz masallar, avunduğumuz şarkılar bize bundan fazlasını öğretmedi. Ama masalların da unuttuğu şeyler vardı. Prense çevirdiğimiz o kurbağalar bile bize arkasını dönüp gitti. Beyaz atları başka sarayların yolunu arşınladı. Bizim gönül sarayımız yıkık, virane kaldı. Hadi, bu“KIZLAR, ÖPMEYİN O KURBAĞAYI!” yazısının devamını oku
BAŞKASININ SENİ ONAYLAMASINI BEKLEME!
Biz insanlar neden her zaman başkalarından daha iyi yerde olmaya çalışıyoruz ki? Bu biraz da özgüvensizlik değil mi? Aslında kimsenin onayına ihtiyacımız yok ama bir çoğumuzun böyle bir düşüncesi var. Birilerine bir şeyleri kanıtlama ve kendimizi haklı çıkarma isteği uyandıran şey nedir? Bu sorunun cevabı güvensizliktir. Durumu daha da kötü kılan şey kendimizi nasıl gördüğümüz“BAŞKASININ SENİ ONAYLAMASINI BEKLEME!” yazısının devamını oku
BÜYÜYEN ÇOCUKLUĞUM
Nereye gidiyorsun çocuk? Büyümeye mi? Oysa hiç halim yok Yaptığım hatalar Güvendiğim kelamlar Beni yordu zamanlar Aldandığım insanlar Sığındığım limanlar Bir bir yok oldular Geçimsiz ve küçüğüm hala Biraz yorgunum ve hayli hissiz Daha yolun başında Bir sonbahar var içimde Başka havalar getir bana Turnam uçsun içimde Küçüğüm daha çok küçüğüm Anlatacak çok şeyim var“BÜYÜYEN ÇOCUKLUĞUM” yazısının devamını oku
MEM U ZİN
Tarih boyunca yaşamış, yaşamaya devam eden her halkın bir aşk hikayesi, bir efsanesi vardır. Bu hikayeler genelde destanlaşmış olduğu için dilden dile aktarılırken her dilden, her gönülden bir parça eklentiyi de kendisine dahil eder. Her halk gibi Kürt halkının da bir aşk hikayesi mevcuttur. Kürtlerde en çok kullanılan iki isim Zeynep ve Mehmet’tir. bu hikayedeki“MEM U ZİN” yazısının devamını oku
KAYIP YOLCULUĞUM
AH ÖMRÜM! Bir tren yolculuğunu anımsatıyor… Peş peşe gelen duygular tüneli, Art arda takılı hayat telâşında, Bir salâ sesiyle son buluyor… DOĞUMUM! Tıpkı ölümüm gibi bir ezan sesi ile başlarken; Aldığım her nefes, Yaşanacak olaylara doğru, Zamanı kovalayarak sona yaklaşıyor… YAŞAMIM, Hayâllerim ile nasip çizgisi arasında birleşiyor… GÜNLERİM, Birbirine bağlı vagonlarla yol alıyor… HEVESLERİM ise;“KAYIP YOLCULUĞUM” yazısının devamını oku
PROF. DR. FUAT SEZGİN HOCAM’A MEKTUP
-ÖN SÖZ- Bugün, Prof. Dr. Fuat Sezgin Hocam’a mektup yazmak amacıyla; sehpadan bozma bir masanın başında, kâğıt ve kaleme yenik düşmeden, içimdeki türlü latîfeleri (güzellikleri) aydınlığa vurarak ve içtenliğimle tüm benliğimi ortaya koyarak mektup yazma günüdür.Günlerdir düşünür, dururum: “Acaba bu duygu patlayışlarını, bir volkan olup kendime ve çevreme zarar vermeden nasıl aktarabilirim?” diye… En sonunda“PROF. DR. FUAT SEZGİN HOCAM’A MEKTUP” yazısının devamını oku
İYİ YAZI YAZMA REHBERİ
Nasıl iyi bir yazar olurum? Yazılarımı nasıl etkili hale getirebilirim? Okuyucunun beğenisini nasıl kazanırım? Aslında iyi başlıyorum ama devamını getiremiyorum diyenleri ve buna benzer sorunlar yaşayanları başlığın altında toplayalım.Önceliğimiz metnimizin türünü belirlemek olmalıdır. Deneme yazın türünün üslubu ile makalenin üslubu bir olmayacaktır. Verilerimizi toplarken metnimizin türünü dikkate alarak işe koyulmalıyız. Hepimiz kafamızda bir konu belirler“İYİ YAZI YAZMA REHBERİ” yazısının devamını oku
GİTTİĞİN YOL AYAĞINA DOLANMADAN GEL
Düğüm düğüm her yanım. Ellerim uyuşuyor. Kimi görsem gerçek mi olanlar diye gözlerine bakıyorum, bir tek onun gözlerine bakamıyorum. Yüzüne, sakalına, kırışığına, beyaz saçlarına bakıyorum. Yüzünden düşen her mimiği yakalamalıyım. Düşüncesi düşmeden yakalamalıyım. Kadın, sakin ol yavaşça kalk geldiler, diyor. Sakin olmuyor var gücüyle sıçrıyor bedeni de, yüreği de. Bak yüreği gözlerinde, dudağının kenarında. Pişmanlık“GİTTİĞİN YOL AYAĞINA DOLANMADAN GEL” yazısının devamını oku
SENDE Mİ TANIYAMADIN KENDİNİ?
Ve ben yine sevemedim. Aklımı da kalbimi de tutsak eden yargılardan kurtulamadım. Bu bir yüzsüzlük ya da şımarıklık değil inan sevgili okur. Ah ettiğim budur, değiştiremediğim budur. Ben hep sevildim ama sevemedim. Yüreği yakan sözler etmedim, nefesim kesilir gibi oldu ama düşmedim. Koşacağım yerlerde dinlendim bu yüzden hep geç kaldım son dakika sevmelere. Aslında ben“SENDE Mİ TANIYAMADIN KENDİNİ?” yazısının devamını oku
BİTERSE SAYFALARIM?
İçimdeki özlemi bir kuşa benzetiyorum. Önce kalbime koyuyorum, duramıyor, kalbim küçük geliyor bu özleme. Elime alıyorum sığmıyor, büyüdükçe büyüyor. Yorgunluğumun içinde bakışlar benim içime içime batıyor artık. İçimdeki yaşlı teyze dizini ovuyor, yorgun bakışları martılara takılı kalıyorken kendisi düşüncesinde boğulu kalıyor. ‘Her şeye kafa yoranın kalbi yorulur… Kalp yorgunluğun ve yüz solgunluğun yoğrulup sana yol“BİTERSE SAYFALARIM?” yazısının devamını oku