Hormonların birçok etkiye sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. Vücudumuzda yavaş salınıp iç dengemizi sağlıyor. Bedenin homeostaz halinin temel yapıtaşıdır. Aşırı ya da yetersiz salgılandığında tüm dengemizi alt üst edebilen vücudumuzun sıvı dengesini, kan basıncını, şeker, yağ ve kemik metabolizmasını düzenlemekle birlikte; büyüme ve gelişmeyi sağlamaktadır. Üremeyi de desteklemektedir. Hormonlarımıza sadece metabolizmamızın düzenli işleyebilmesi ve organlarımızın fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için değil, aynı zamanda iyi bir ruh haline sahip olabilmemiz için de ihtiyacımız vardır. Her ne kadar beynimizin bizi yönettiğini düşünüyor olsak da, aslında yediklerimizle ve yaşam tarzımızla beynimizi biz yönetiriz. Beynimizin vücudumuzla iletişim kurması hormonlar aracılığıyla olur. Dolayısıyla, hissettiklerimizi ve düşüncelerimizi etkileyen en önemli bileşen hormonlarımızdır. Doğru yiyecekler ve sağlıklı bir yaşam tarzıyla beynimizi yönlendirebiliriz. Bulutların üstünde uçmak veya bir girdabın içinde sıkışıp kalmak…Ruh halimiz bizim elimizde. Haydi Hormonlarımızı besleyerek ruhumuza yön verelim. Basit ifadeyle neymiş bu hormonlar yakından tanıyalım.
1-DOPAMİN : KEYİFLENDİRİR
Nöroloji uzmanları, bu madde olmadan elimizi bile kıpırdatamayacağımıza dikkat çekiyor. Çünkü bu madde bir şeyi yapabilmemiz için bize motivasyon sağlıyor.
-Ne zaman ihtiyaç duyarız?
Kendinizi önemsiz ve yararsız hissettiğimiz, bir şeyi başarmada güven eksikliği duyduğumuz dönemlerde oldukça gereklidir. Bir şeyleri yapma isteğinizin ve enerjinizin az olduğu dönemlerde ihtiyaç duyarsınız.
-Ne yapabiliriz?
Dopamini yükseltmenin en basit yolu hareket etmektir. Seks de dopamin üretimini arttırıyor. Ayrıca yağlı deniz balığı veya fındık, fıstığın içindeki Omega 3 yağ asitleri, dopamin üretimi için vazgeçilmez bir maddedir.
Son araştırmalara göre; Ginkgo biloba bitkisel preparatı da dopamin düzeyini yükseltiyor. Ayrıca uzmanlar erken uyumamızı öneriyor. Çünkü dopamin gece yarısından iki saat önceki süreçte en yüksek düzeyde salgılanıyor.
2-SEROTONİN: NEŞE KAYNAĞI
‘Mutluluk Hormonu ‘ olarak nitelendirilen serotonin; uykuyu, seksüel enerjiyi, ruh halini ve iştahı düzenliyor. Düşük serotonin miktarı; sinirli, huzursuz ve depresif ruh hallerine neden olabiliyor. Mide ve bağırsak bölgesindeki kas isteminin hareketlerini yönetiyor, ağrı algılama sistemimizi düzenliyor ve dinlendirici bir uyku sağlıyor. Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu da beyindeki serotonin düzeylerini artırmaya yöneliktir.
Serotonin güneş ışığında beyinde artar. Kapalı ve karanlık yerlerde serotonin düzeyi azalır. O nedenle kış aylarında depresyon artar.
-Ne zaman ihtiyaç duyarız?
Ruhsal olarak dibe vurduğumuzda, depresif ruh hallerinde, özgüven eksikliğinde, çok fazla strese girdiğinizde serotonine ihtiyacımız oluyor. Serotonin herhangi bir belirti vermeyen mide ve bağırsak rahatsızlıklarımızda; örneğin ülserde, ağrı eşiğimiz düştüğünde ve migren ataklarında da gereklidir.
-Ne yapabiliriz?
Uzmanlar, serotonin üretiminin beslenme yoluyla etkilenebilen tek nörotransmitter olduğunu belirtiyor. Beyin hücrelerindeki ‘Triptoan’ adlı protein tarafından oluşturuluyor. Mesela çikolata ve muzda bu madde bolca vardır. Kadınlarda çok fazla güç harcamayı gerektiren sporlar; ayrıca stres ve huzursuzluk bu hormonun serbest bırakılmasını azaltıyor. Bunun aksine rahatladığınız zaman serotonin hormonu düzene giriyor. Sevgili okur akışına bırak kendini☺
3-ENDORFİN: UÇURUYOR!
Vücutta üretilen en güçlü uyuşturucu endorfindir. Aynı zamanda ‘Doğal Afyon’da denmektedir. Rahatlık, keyif ve huzur gibi duyguları sağlıyor. Kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca, çikolata veya tatlı yiyince ya da bir yerimiz acıdığında endorfin düzeyi yükseliyor. İşin kötüsü sigara içenlerde endorfin salgılama işini sigara üstleniyor! Sigara içenlerde vücut endorfinin salgılanmasında kontrolü kaybediyor. Bu yüzden insanlar keyiflenince de dertlenince de sigara içiyor!
-Ne zaman ihtiyaç duyarız?
Dibe vurduğumuzda ve moralimizin yeniden yükselmesi gerektiğinde ihtiyaç duyarız. Umutsuzca aşık olduysanız bu hissin nasıl bir şey olduğunu iyi bilirsiniz.
-Ne yapabiliriz?
Endorfin salgılanması için doğrudan yapabileceğimiz bir şey yok. Ama uzun süreli kondisyon gerektiren sporları yapmak fayda sağlayacaktır.
4-NORADRENALİN: CANLANDIRIR
Stres hormonu noradrenalin, vücudumuzun alarm sinyali olarak nitelendiriliyor. Tehlike ile karşı karşıya olduğumuzu haber veriyor. Bu alarm, günlük hayatımızda tehlikeli anlarda ortaya çıkıyor. Kızgınlık, öfke, saldırganlık durumlarında daha çok yükseliyor. Bu hormonun görevi, organizmayı acil harekete hazırlamaktır.
Etkisini;
-Nabız atışı ,
-Kanın iç organlar ve deriden kaslara sevk edilmesi
-Karaciğerdeki glikojenin glikoza dönüşmesi ve böylelikle acil bir enerji kaynağı sağlanması şeklinde gösteriyor.
Noradrenalin(adrenalin ile birlikte) acil durumlarda, o zor anlardan kurtulabilir hale gelmemizi sağlıyor.
-Ne zaman ihtiyaç duyarız?
‘Ya hep ya hiç ‘ diyeceğimiz durumlarda, örneğin işyerindeki veya komşuluk ilişkilerindeki çatışmalarda gereksinim duyarız.
-Ne yapabiliriz?
Stresten arınmaya çalışmak noradrenalin düzeyini de düşürecektir. Hareket etmek, stres hormonunu azaltmanın en etkili yoludur. Sinirlendiğimiz, gerildiğimiz günlerde akşamları bir tur koşun ya da yürüyüş yapın. Burada esas olan, heyecan yaratan bu süreci kısa tutmaktır.
5-ADRENALİN: DAĞLARA TIRMANDIRIR
Stresli durumlar söz konusu olduğunda adrenalin, ortak hareket ettiği noradrenalin ile birlikte organizmayı arındırıyor. Uzmanlara göre adrenalinin en önemli görevlerinden biri, şeker ve yağın metabolizmada sindirilmesiyle oluşan enerji depolarının acil durumlarda kullanıma geçmesini sağlamak. Adrenalin sıkıntı, korku ve depresyonda yükseliyor. Örneğin aniden, korktuğumuz bir insanla karşılaştığımızda kandaki insülin ile yağ oranının miktarını arttırarak daha enerjik hale gelmemizi sağlıyor.
-Ne zaman ihtiyaç duyarız?
Acil durumlarda adrenalin bütün duyuları açık hale getiriyor, dikkati son düzeye ulaştırıyor ve görsel hafızayı güçlendiriyor. Ara sıra adrenaline ihtiyaç duymak doğal ama abartmamak lazım. Aksi halde her an patlamaya hazır bombaya dönüşebiliriz.
-Ne yapabiliriz?
Noradrenaline uyguladığımız her şey, adrenalin için de geçerli. Bizi stresten arındıracak olan her yöntemi deneyebiliriz.
6-MELATONİN: SAĞLIKLI BİR UYKU SAĞLAR
Havanın kararmasıyla birlikte salgılanmaya başlıyor ve bizi uyku haline programlıyor. Gün içinde ise üretimi azalıyor. Biyolojik saatimiz melatonin tarafından yönlendiriliyor. Gece çalışması, uzun mesafeli yolculuklar ya da aşırı stres vücudumuzun dengesiyle birlikte melatonin üretim sürecini de olumsuz etkiliyor.
-Ne zaman ihtiyaç duyarız?
Temel olarak uyku sorunlarında, uçakla uzun mesafeli yolculuklarda yaşanan jet-lag probleminde ihtiyaç duyarız. Vardiyalı çalışma nedeniyle ortaya çıkan uyku bozuklukları ya da ruhsal yorgunluklar döneminde de ihtiyaç duyarız.
-Ne yapabiliriz?
Spor yaparak kan şekerini dengelemek bu hormonun daha düzenli salgılanmasını sağlıyor. Jet-lag sorununa karşı gittiğimiz yerde gün içinde olabildiğince fazla oksijen almaya çalışalım. Hava kararınca da uyumayı deneyelim. Böylece gece gündüz dengesi yeniden düzenlenmiş olur. Uzun süreli uyku bozuklarında mutlaka doktora başvurmalıyız. Vücudumuzu ve ruhumuzu rahatlatacak olan egzersizleri uygulamayı ihmal etmemeliyiz. PEKİ MUTLULUK ÜÇGENİ NEDİR?
Dopamin, serotonin ve melatonin… Bu üçlü, biyokimyasal açıdan birbirine bağlılar. Öyle ki dopaminin yapı taşından serotonin ve bu maddenin hapsolmasından da melatonin oluşuyor.
Bu nedenle dopamine iyi gelen bir madde serotonine; nörotransmitteri olumlu etkileyenler de melatonine iyi geliyor. Dopaminin oluşumunu sağlayan triptofan adlı aminonasit, serotonin ve melatonin oluşumunda da söz sahibidir. Bu aminoasit peynir, et ve balık gibi proteinden zengin besinlerde bolca yer alıyor. Bunların yanı sıra süt ürünleri, tahıl, patates, domates, portakal ve çikolata da bu maddeden zengin besinler arasında gösteriliyor.
Şeker ve bitkisel yağlar serotonin oluşumuna katkı sağlarken dolaylı yoldan da melatonin üretimini etkilemektedir. Uzmanlar dingin bir zihin için her gün bir avuç kadar fındık fıstık tüketmemizi önermektedir. Yatağa uzandığınızda hemen uyuyamamaktan yakındığınızda ise küçük bir parça çikolata yemenizi tavsiye ediyoruz.
AKLINIZDA BULUNSUN;
1900’lü yıllarda ortaya çıkan LEPTİN (AÇLIK) hormonunu sonraki yazımızda Sirkadiyen Döngü ile beraber inceleyeceğiz. Unutmayın en yakın sağlık danışmanınız bir cadde ötede bir tık uzağınızda. Sağlıcakla kal sevgili okur…
KAYNAKÇA
açıkders.ankara.edu.tr
www.journalagent.com
Hacettepe.edu.tr
Formsante Dergi